Gece Evi Serisi

Türkiye 'deki en güncel Gece Evi forum sitesine hoş geldiniz!

Sitemizdeki anketleri oylamak ve başlıklara cevap yazabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.

Eğer üyeliğinizi aktif edemiyorsanız Perşembe-Cuma günlerini bekleyin. Her Perşembe ya da Cuma günleri aktif edilmemiş üyelikler yönetim tarafından aktif edilecektir.

Sitemizde iyi vakit geçirmeniz dileğiyle...

Forum Admini: Erdem Fierce
Gece Evi Serisi

Gece Evi Serisi Türkiye Fan Sitesi , Türkiye 'nin Gece Evi


    Tanrının Yolu Topluluğu > Kader Gerçekmidir ?

    Paylaş
    avatar
    RUH
    Moderatör
    Moderatör

    Mesaj Sayısı : 8385
    Kayıt tarihi : 05/02/10
    Yaş : 22

    Tanrının Yolu Topluluğu > Kader Gerçekmidir ?

    Mesaj tarafından RUH Bir Cuma Haz. 25, 2010 1:49 pm

    Tanrının Yolu Topluluğu > Kader Gerçekmidir ?


    “ Ben sizleri şikayetlerinizden arındırdım. Hayatı dilediğiniz gibi yaşadınız ” Son Söz

    Bu güne kadar unutamadığınız bir çok olayla karşılaşmışsınızdır. Çok sevdiğiniz birinin ölümü sizi derinden etkilemiş olabilir. Hiç beklemediğiniz bir anda bir felaketle karşılaşmış olabileceğimiz gibi sevindiren bir olayla da karşılaşmışsınızdır.

    Çoğu zaman var olan sorun yada sevincin içinde pekte nedenini araştırmadan geçiştiririz olanları. Yaşamın getiresi olan sevinç ve üzüntüler sadece size özel değildir elbette. Bir yakınınızın da başına gelirler. Sevdiğiniz biri bir acıyla karşılaştığında onu teselli ederken bunun Tanrı’ nın işi olduğunu ve ya bunun Kaderin sonucu olduğunu inanarak yada inanmasak dahi teselli amaçlı söylemişsinizdir.

    İnsanın nasıl yaşayacağının Tanrı tarafından tasarlandığı ve insanın sadece kendisine önerilen yaşamı paylaşacağı savına KADER deriz. Kader Tanrı’ nın insanların alnına yazdığı yaşam biçimi diye de kısaca tanımlanabilir. Yezdan –Yaratan – her şeyi önceden biliyor ve bize istediği yaşamı sunuyor ve yaşamamızı sağlıyorsa o zaman işlediğimiz suçlar, kötülükler Tanrı’ nın suçu değil mi ? Oysaki Tanrı suçsuzdur ve bizi günahlarımızdan arındırarak bizlerinden suçsuz olmamızı istemektedir.

    Eğer ki Tanrı bize istediğini yaptırıyorsa, insanlık tarihini göz önüne aldığımızda Tanrı ‘ nın savaşı çok sevdiğini, kötülükten hoşlandığını, düşmanlıkların nedeni olduğunu düşünmek zorunda kalırız. Çünkü insanlık tarihi bazen i y i liklerle dolsa da tamamen kanla yazılmış bir tarihtir. O zaman Tanrı’ nın bize sunduğu iradenin ne anlamı var? Kimin i y i lerden olup kimin kötülerden olacağı önceden belli ise Tanrı bundan emin olmak için mi dünyada yaşamamıza izin veriyor ?

    İnsanı Tanrı tüm yaratılanlardan daha üstün kılmıştır. Onu kendi hükümdarlığının yerdeki temsilcisi yapmıştır. İnsan bu kadar ileri iken bir çok konuda kendini yalnız hissetmektedir. Yalnızlığının yanında yaşadıklarının gizli bir güç tarafından tasarlandığına inanma ihtiyacını kendisi oluşturmuştur. Tanrı’ nın insana verdiği en büyük hediyeyi sorgulamayı yapmaktan bu şekilde kurtulmuş olur. Yaşadıklarımızla ve yaptıklarımız Tanrı hiç ilgilenmemekte midir? Elbette Hayır ! Tanrı bizle beraberdir ve yaptıklarımızı görmektedir. Yapacaklarımıza müdahale etmeden kendi irademizi sergilememizi izlemektedir.

    Tanrı dünyada bizi tamamen yalnız mı bırakmaktadır? Tanrı bizi denetler, bizimle ilgilenir. Yardıma ihtiyacımız olduğunda ona dua ettiğimiz zaman bizimle konuşur ve yardım eder, acılarımızın hafiflemesini sağlar. Yoksa alnımıza bir şey yazmaz .

    Yaratan bize iradeyi vermiş ve sorgulamacı bir yapıda bizi var etmiştir. Kaderimmiş diye geçiştirdiğimiz tüm olayların bir nedeni vardır. Gerçekleşen olayın meydana gelişine neden olan bir çok farklı etken vardır. Trafik kazasında kendine araba çarpması sonucu ölen bir kişi için bedensel ölüm mutlak olacak olan bir olaydır. Fakat trafik kazasında ölmesi Tanrı ‘ nın isteği değildir. Bu tamamen şoförün yada ölen kişinin ihmali,yolun bozukluğu, araçtan kaynaklanan kusur vs gibi birbirini etkileyen ilgili olayların bileşkesi sonucu ortaya çıkan bir gerçektir. Tanrı bedensel ölümü yaratmıştır. Fakat bedensel ölümün zamanı, yeri, oluş biçimi tamamen bizimle ilgili bizden kaynaklanan bir durumdur.

    Tanrı bazen varlığını ve bize olan sevgisini mucizevi olaylarla gösterir. 10 katlı bir binadan düşüp hiç yaralanmadan kurtulan insanları duymuşsunuzdur. Bu tür mucizeler Yaratanın hayata müdahalesi değil kendisini bize göstermek için bir işarettir. Yoksa düşen insan için bu bir kader değildir. Tıpkı kendi kendini vurarak intihar eden kişinin ölmesi veya yaralanmasını Tanrı işi “Kader” olamayacağı gibi. Bu olayda ölüm veya yaralı olarak kurtulma kurşunun isabet ettiği yer, vücuttaki tahribatı yani kaynaklanmaktadır, bu bizim seçimimiz olur.

    Bir çok dini öğreti kader inancının temelleri üzerine oturtulmuştur. Kader inancının olduğu toplumlar göz önüne alındığında bu toplumların tepkisiz toplumlar olduğunu görürüz.

    Her şeyin önceden tasarlandığına inanan kişi olayları sorgulayıp analiz etmek yerine; kendisini olanlara uyarlar. Aksi davranışın Yaratan’ ın iradesine karşı gelmek anla.ına geleceğini kabul eder.

    Toplumlarda her zaman için yöneticiler yada ekonomik ekonomik gücü elinde tutan zümreden insanlar zenginlik ve fakirliği Tanrının Kader olarak insanlara sunduğu teziyle insanları istedikleri noktada tutmaya çalışırlar. Ve fakir insanları çalışıp zenginleşmeleri yerine kendilerine fakir kalıp kendilerine hizmet etmelerini sağlamaya çalışırlar. Ki uygarlık tarihinde köleliliğin uzun süre devam etmesi köle sahiplerinin ,efendilerin! Çok güçlü olmaları değil kölelerin köleliği kader olarak kabul edip başkaldırmamaları yüzündendir. Baskıyı kader olarak algılayan insanı istedikleri şekil de yönlendirmeleri ve bunu Tanrı’ nın istediği iddia ederek insanlara dayatmaları yanlış bir değerlendirmedir. Tanrı ya dua etmek onun yardımını dilemek Tanrını yardımını görmek güzeldir ama Tanrının yarattığı ve kendisine yaşattığına inandığı acıların bir derece daha büyük olmadığına kanaat getiren birinin Tanrıya şükretmesi yaşadığı felaketleri Tanrının önceden tasarladığını ve kendisine yaşattığına kabul etmesi Yaratan ‘ ın hoşuna gitmez. Tanrı acıları var etmemiştir. Acılar bizim suçlarımızın acı meyveleridir, acıları biz bencilliğimizden dolayı birbirimiz için var ettik.

    Yaratan’ ın karşısında kendi eylem, düşünce ve fiillerimizden bizzat kendimiz sorumluyuz. Yaratan bize istediğimiz beden ve statüyü verirken onu korumak, daha ileriye taşımak veya iyilik yolunda kullanmak tamamen kendi seçimimizdir.

    İnananları bilimsel düşünmekten alıkoyan,toplumsal ve bireysel çözülmesinin önünü tıkayan, yaşanan kötü olayları acıları Yaratan’ a mal eden kader anlayışı Yaratanın değil bizlerin inandığı ve oluşturduğu bir olgudur. Kaderi Tanrı yaratmamıştır, kader yoktur. Kutsal kitap “Son Söz’ de” yaratan “hayatı dilediğiniz gibi yaşadınız” demektedir. Bizler Tanrı nın bize hediyesi olan özgür irademizle i y i lerden olup Tanrı’ nın yanında yaşamak için çalışmalı ve O na dua etmeliyiz. Ruhun göçünü durdurmak için Tanrı’ dan yardım dilemeliyiz.

    Tanrı bedensel ölümü yaratmıştır. Fakat bedensel ölümün zamanı, yeri, oluş biçimi tamamen bizimle ilgili bizden kaynaklanan bir durumdur.

    Yani; Kendi Sonumuzu Kendimiz Hazırlıyoruz. Hakikaten de Kendi Yaşamımız Dahilinde her yaptığımız bir Eylemin mutak surette bir çıkartması olacaktır, iyi ya da kötü; olumlu ya da olumsuz bağlamında (!)

    İnsanoğlu ne kadar çok Yaşam Yolu'nda temkinli davransa da bir yerde mutlaka fire verecektir. Çünkü Yaşamın Koşulları dikkate alındığında Kendimizi tamamen buna endekslediğimiz zaman bunun dışında Bizleri, Yaşamımızı etkileyen birçok faktör olacaktır ki içsel ve dışsal )(

    Her şeyin önceden tasarlandığına inanan kişi olayları sorgulayıp analiz etmek yerine; kendisini olanlara uyarlar. Aksi davranışın Yaratan’ ın iradesine karşı gelmek anla.ına geleceğini kabul eder.

    Bu, Tamamen Yanılgıdır.

    Tanrı acıları var etmemiştir. Acılar bizim suçlarımızın acı meyveleridir, acıları biz bencilliğimizden dolayı birbirimiz için var ettik.

    Kesinlikle, Katılıyorum. Çünkü bana göre; Kendi Bireysel Bencilliğimizin tutkularıyla yaşamayı kabullenirken gelip geçici olduğunu gözardı edemediğimizden ötürü vermiş olduğumuz Kayıpların Bizleri acıya, üzüntüye boğduğunu; bunun tersine Bizi Hayata Bağlayan Faktörleri gözönünde bulundurarak Bireysel Anlamda tamamen Bencillik Tutkularımızdan kurtularak Özgürleşmeyi sağlayabiliriz.

    Yaratan’ ın karşısında kendi eylem, düşünce ve fiillerimizden bizzat kendimiz sorumluyuz. Yaratan bize istediğimiz beden ve statüyü verirken onu korumak, daha ileriye taşımak veya iyilik yolunda kullanmak tamamen kendi seçimimizdir.

    Amaç: Tamamen bu olmalıdır zaten; Her Birey'in taşımak zorunda olduğu en büyük Sorumluluk budur!

    Bizler Tanrı nın bize hediyesi olan özgür irademizle i y i lerden olup Tanrı’ nın yanında yaşamak için çalışmalı ve O na dua etmeliyiz. Ruhun göçünü durdurmak için Tanrı’ dan yardım dilemeliyiz.

    Son olarak Bize verilen Özgür İrade'yi Kendi Amaç ve İsteklerimiz dahilinde kullanmak yerine Tanrı'nın Yolu'nda ve İnsanlığa Hizmet bağlamında Kullanmayı tercih etmeliyiz. Aksi taktirde Reenkarnasyon Zincirinden asla Kurtulamayız Smiley



    ______________________


    Almanya General Cumhuriyet

    Tek Gitmek İstediğim Yer
    avatar
    zoey-elif
    Emekliler
    Emekliler

    Mesaj Sayısı : 2940
    Kayıt tarihi : 26/12/09
    Yaş : 24

    Geri: Tanrının Yolu Topluluğu > Kader Gerçekmidir ?

    Mesaj tarafından zoey-elif Bir C.tesi Haz. 26, 2010 1:19 am

    paylaşım için teşekkürler Very Happy

    mertk
    Marked
    Marked

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 17/08/13
    Yaş : 40

    Geri: Tanrının Yolu Topluluğu > Kader Gerçekmidir ?

    Mesaj tarafından mertk Bir Cuma Ağus. 30, 2013 5:37 pm

    İyi Günler:
    Tanrının Yolu Topluluğuna nasıl ulaşabilirim.yardım ederseniz sevinirim.mail adresim mert_karaca@yahoo.com.
    Sevgi ve Saygıyla

      Forum Saati Paz Kas. 18, 2018 1:48 am